|
EDİRNE YENİ SARAYI KAZISI
Tüm Orta Çağ boyunca kale kent görünümünü koruyan Edirne, 1361 yılında Türk idaresine geçtikten sonra kısa zamanda surların dışına taşarak, bir Türk şehri özelliği kazanmış ve hızla gelişen bir İmparatorluğa 92 yıl boyunca başkentlik yapmıştır. Osmanlı döneminde 200 yıl gibi kısa bir süre içerisinde pek çok anıtsal eserle donatılan Edirne, idari merkez olmanın yanı sıra sosyal ve kültürel merkez rolleri ile desteklenmiş ve canlı bir sanat merkezi haline gelmiştir. Dinsel mimarinin en önemli örneklerinin yer aldığı kentte Osmanlı Devletinin ve hükümdarının gücünün simgesi olarak görkemli saraylar inşa edilmiştir.
KISA TARİHÇE
Edirne Yeni Sarayının inşaatına, Tunca Nehrinin iki kolu arasında kalan ada üzerinde, II. Sultan Murat tarafından 1450 yılında başlanmıştır. Sultan II. Murat’ın ölümüyle kısa bir süre yarım kalan bu saray kompleksi daha sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından genişletilmiş ve Saray-ı Cedid-i Amire adını almıştır.
Daha sonraki dönemlerde, özellikle Kanuni Sultan Süleyman ve IV. Mehmet, gibi sultanların emirleriyle yapılan ek yapılar ve yenilemelerle Edirne Sarayı görkemli bir boyut ve işlev zenginliği kazanmıştır.
Protokol kurallarına uygun olacak şekilde bir avlular dizisi halinde planlanan Yeni Sarayda 117 oda, 21 divanhane, 18 hamam, 8 mescit, 17 büyük kapı, 13 koğuş, 4 kiler, beş matbah ve 14 kasır bulunmaktaydı
Edirne Sarayının büyük ölçüde yok oluşuna 1878 yılındaki Rus işgali sebep olmuştur. 19. yüzyılın başından beri askeri malzeme ve cephanenin depolandığı Saray Edirne Valisi Cemil Paşanın verdiği emirle 18 Ocak 1878 günü ateşe verilmiş ve bu yangın üç gün sürmüştür.
Edirne Sarayından günümüze ancak yakın tarihlerde onarılan Adalet Kasrı, Kum kasrı hamamı, Cihannüma kasrı, Matbah-ı Amire ve Bab-üs Saade’nin kalıntıları ulaşabilmiştir.
EDİRNE YENİ SARAY KAZILARI
Edirne Sarayı II. Murad döneminden 19.yüzyılın sonuna kadar Osmanlı Mimarisinin ve Sanatının tüm aşamalarını barındıran bir kültürel mirastır. Bu mirasın çok yönlü olarak ortaya çıkarılması ve bazı bölümlerinin yeniden ayağa kaldırılarak çağdaş Türk Kültür hayatına kazandırılması amacıyla Edirne Müzesi Başkanlığında 1999 yılında kazı çalışmalarına başlanmıştır.
Kazı çalışmaları 2004 yılına kadar sarayın yeme-içme birimi olan Matbah-ı Amire de sürdürülmüştür. Çalışmalar sonucunda, yapının özgün kullanımına ilişkin bilgilerin elde edilmesinin yanı sıra, özellikle geç dönemde yapının işlevsel kullanımında ki değişimlerin mimaride ki izleri tespit edilmiştir. 2005 yılından bu yana hız kazanarak Cihannüma Kasrında gerçekleştirilen çalışmalar 2006 yılında sarayın en önemli mekânlarından biri olan arz odasında sürdürülmüş ve 2007 yılında tamamlanmıştır.
Kazı Çalışması sonucunda; Arz Odası’nın Taht-ı Hümayun olarak adlandırılan ana mekânı ile Arz odasını çevreleyen revak duvarı gün ışığına çıkartılmıştır. Çalışmanın en önemli sonuçlarından biri Sarayın genel vaziyet planı içerisinde Arz Odasının, Bab-üs Saade ve Cihannüma Kasrı ile ilişkisinin ortaya konması olmuştur.
Alanda yapılan kazı ve temizliğin yanı sıra ortaya çıkartılan mimari buluntuların korunması amaçlı çalışmalar da yapılmaktadır. Bölge değişken sert bir iklime sahiptir. Bu nedenle ortaya çıkartılan duvarların üzeri, değişken iklim koşullardan oluşabilecek tahribatını asgari düzeye indirebilmek amacıyla, çözünürlüğü yüksek özel bir harç ile balıksırtı formunda örtülmesi çalışmalarına başlanmıştır. Bu dönem çalışmaları içerisinde ağırlıklı olarak son iki kazı sezonunda elde edilen çok sayıda taş, mermer, çini, seramik, sikke ve metal buluntuların çizim, envanter ve fotoğraflanmalarına yönelik bir çalışmada yürütülmektedir.
Edirne Yeni Sarayı’nı oluşturan yapılardan biri olan Kum Kasrı Hamamı’nın restorasyonuna yönelik olarak yapının çevresinde ve iç mekânı’nda temizlik ve kazı çalışmalarına 03.08.2009 ve 18.09.2009 tarihleri arasında, Yrd. Doç. Dr. Mustafa ÖZER başkanlığında bir ekip tarafından yapılmıştır. Edirne İl Özel İdaresi olarak söz konusu çalışma teknik personel ve maddi olarak desteklenmiştir.
|